
MOSKOFCULUKTAN AMERİKANCILIĞA
Tarih: 15.05.2003 Saat: 21:20 Konu: Sizden Gelenler
Tamamen bozulan ve çökme eşiğine gelen ekonomisini düzeltmek amacındaki ABD, dünya dengelerini sarsacak gayri meşru bir saldırı hareketiyle Irak’a müdahaleyi planlarken, bütün dünya eli kolu bağlı bir şekilde gelişmeleri izlemekle yetiniyor.
Düne kadar, beyinlerini ve kalemlerini Sovyet Rubleleri karşılığında kiralayan kartel medyasının satılmış kalemşörleri, bugün ABD yanlısı yazı ve yorumlarıyla çoktan sahip değiştirdiklerini alenen ilan etmektedirler.
12 Eylül öncesine kadar, Atatürk’ün kurduğu Türkiye *****huriyeti devletine, Rus ve Çin destekli Komünizm ithalatıyla uğraşan eski tüfek komünistler 1980’den sonra hızlı birer Atatürkçü kesildiler. Teröristlere gerilla, bölücü başından Sn. Apo diye bahseden, devrimci yasa dışı örgütlere methiyeler dizen Kartel medyacıları ceplerindeki dolarlar ve amerikan pasaportunun etkisiyle olsa gerek şimdide aniden Amerikancı oluverdiler. Kaloriferli evlerinin penceresinden dışarıda yağan kara bakarak şiirler yazan bu yumuşaklar, soğuktan donan odun kömür alamayan, asgari ücretle geçinen Türk vatandaşlarını hatırlarına bile getirmezler. Zaten kendi kültür ve geçmişleriyle sürekli kavgalıdırlar. Israrla Avrupalı olduklarını ve istinasız herkesin Avrupa kültürü almasını gerektiğini savunurlar. Bu kiralıkların maaşları dolar olarak yatar hesaplarına, Türk parasından dandik para diye söz ederler. Kesinlikle Lira kullanmaz ve taşımazlar.
Türk-İslam dünyasının sorunlarına kulakları sağır gözleri kördür. Ne duyarlar, ne görürler. Ülkemizin onca sorunu dururken bir bardak suda fırtına koparanlar bilmelidirler ki Bu vatan bu millet sahipsiz değildir. Kofi Anan planı çerçevesinde K.K.T.C.’yi Rumlara kayıtsız, şartsız teslim etme zihniyetiyle hareket edenler karşılarına topyekün Türk milletini bulacaklardır. 1974 yılında Kıbrıs Türklerini Rum katliamlarından kurtaran Türk Ordusu bugünlerde Kıbrıs’ta yapılan gösterilerde işgal kuvvetleri olarak nitelendirilmektedir. Aynı gösterilerde Türk ya da K.K.T.C. bayrağına rastlanmazken herkesin elinde AB bayrağı dalgalanmaktadır. Bir avuç Rum bozmasının, Kıbrıs davasının yılmaz savunucusu Denktaş’ı dinazor olarak adlandırması da gayet manidar bir hadisedir. Ayrıca K.K.T.C. vatandaşı Türklerin mülklerini İngiltere noterleri aracılığıyla Rumlara satarak şu anda kiracı konumunda bulunmaları da herkesçe bilinmeyen acı bir realitedir.
Tarihe yön veren İmparatorluklar kuran, Çağ açıp çağ kapayan bir milletin torunları olarak tüm bu rezilliklere, basiretsiz politikalara, şahsiyetsiz ve Türk milletini temsil etmeyen her türlü hareket ve davranışlara dur deme zamanı gelmiştir artık…
Müslüman-Türk, Dünya hakimiyeti için çalışmaya mecburdur. Çünkü Müslüman-Türk’ün şahsında hakimiyet İslam’ın olacaktır. Türk milletine Millet vasfını veren bütün unsurlara tam bir dinamizm kazandırarak, dünya tarihine damgasını vurmuş, bir medeniyet hamlesi başlatıp, Yüzyıllarca sürdüren Osmanlı Devleti, bu dinamizmden uzaklaşıp, tarihin değişim ve gelişimine kayıtsızlığı ile birlikte çöküşe sürüklenmiş ve sonuçta yıkılmıştır; sonrasında kurulan Türkiye *****huriyeti milli gerçeklerden uzak, gelişi-güzel idarelerle varlığını rastgele sürdürmekte olup, bu da millet ve devlet olarak bizi çok çeşitli ve gittikçe büyüyen sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Özen ve taklitçiliğin bize hiç bir şey kazandırmadığı tecrübeyle sabit olduğuna göre, geriye tek bir çare kalmıştır, o da kendi orjinalitemizi ortaya koyup, bu doğrultuda yürümekten ibarettir.
Çeçenistan, Keşmir, Filistin, Doğu Türkistan, Kerkük, Balkanlar ve daha pek çok yerde devam eden problemler ancak ve ancak Güçlü bir Türkiye’yle çözüme kavuşturulabilir. Filistin’de babasının kucağında katil İsrail askerlerince vurularak öldürülen Muhammed isimli çoçuğun acısını yüreğinde hissetmeyenler, bu acıya ortak olmayanlar ne kendi ülkelerine ne de İslam dünyasının dertlerine derman olamazlar.
Kalbi Allah aşkıyla dolanlar… Ey Müslüman Türk Milleti…. “Dava” Şairin dediği gibi büyük ve öksüz. Onu taşımak için birbirimizi sevmeye, inanan herkesi kucaklamaya, birlik olmaya ihtiyacımız var. Onu taşımak için gerçek anlamda bir İhlas kuvvetine, onu taşımak ve öksüzlükten kurtarmak için okumaya, anlamaya, düşünmeye ihtiyacımız var. Onu taşımak için vefaya, samimiyete, çileye karşılıksız talip olmaya, milletimizin ve bütün müslümanların acısını, ızdırabını yüreğimizde her an duymaya ihtiyacımız var. Kafa ve gönlümüzü Cihad’a mücadeleye her an hazır ve açık tutmalıyız.
Yine şairin dediği gibi ;
Gün doğmuş gün batmış;
Ebed bizimdir:
Yarın Elbet elbet bizimdir.
|
|