CANIM TÜRKİYEM
Tarih: 4.02.2006 Saat: 11:38
Konu: Sizden Gelenler



Muhtelif rivayetlere göre Erzurum’ da yaşanan bir *****a Namazı vakası ise şöyle. Namaz esnasında ısrarla çalan telefona tahammül edemeyen Hoca Efendi çareyi tedbirsiz cemaati ikaz etmekte buluyor…

- “Gul Eûzu Bi Rabbin nâs…” no’ ya bas gafil no’ ya bas !…


Her tuhaf olayla karşılaştığımda bazen öfkeyle, bazen gülümseyerek, bazen de şaşkınlıkla aynı cümleler dökülüyor dudaklarımdan: “Canım Türkiye’m de şahit olacağım hiçbir şey artık beni şaşırtmaz..”

Haksız da sayılmam, düşünsenize dünyanın başka hangi ülkesinde bir köy kıraathanesinde çayınızı yudumlayıp dostlarınızla hasbihâl ederken masanızın üzerine bir inek düşebilir?

Ya da Paris’ te trafikte seyir halindeyken yanı başınızdaki bir aracın içinde seyahat eden bir “dana” görme şansınız yüzde kaçtır?

Berlin’ de gecenin bir vakti yatak odasına kamyon girdiği için uyanan bir aile var mıdır?

Bunlar bir çırpıda hatırıma geliverenler. Bu örnekleri çoğaltmak elbette mümkündür. Tüm bu tuhaflıkların yanı sıra bütün dünya ülkelerinden bir adım önde olduğum bir alan daha var.. Aklınıza geleni biliyorum. Trafik terörü diyeceksiniz. Haklısınız o konuda da bir hayli ilerdeyiz. Ancak benim sözünü ettiğim şey trafik terörü değil. Hızlı gündem değişikliği. Toplumsal hafızamızı deforme eden ve adeta sağlıklı düşünmemizi engelleyen enformatik bombardıman…

Pazartesi “kuş gribi” yle başladığımız haftanın sonunu “ Mehmet Ali AĞCA’ nın tahliyesi” ile henüz bağlamıştık ki, bir de Çamlıca Subaşı Camii’ nde ki karma namaz bir çığ gibi düşüverdi gündeme…

Malum ülkemizde hemen herkesin uzman olduğu ve kendini yeterli gördüğü iki konu vardır. Biri futbol, diğeri ise dinimiz İSLAM.. Futbol ile ilgili dilediğiniz kadar ahkâm kesebilirsiniz, dilediğiniz oyuncuyu alıp dilediğiniz oyuncuyu satar, dilediğiniz teknik adamı doyasıya eleştirebilirsiniz. Bunun mutlak anlamda çok kalıcı zararı yoktur. Ve lakin bahse konu İslam ise ve üstelik yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede yaşıyorsanız ağzınızdan çıkana dikkat etmelisiniz. Zira Hz. Ali’ nin buyurduğu gibi: “Söz ağzınızdan çıkana kadar onun hakimisiniz. Ancak söz ağızdan çıktıktan sonra o sizin hakiminiz olur..”

O yüzden bu konu da ahkâm kesecek değilim. “Karma namaz olur mu olmaz mı? Namaz başı açık kılınır mı kılınmaz mı?” türünden soruların cevaplarını konunun eğitimini almış, ehil insanlara bırakmak daha doğru ve sağlıklı olacaktır şüphesiz.

Ve lakin ülke gündemine “Karma *****a Namazı” girince, geçenlerde yaşadığım bir olay geldi gözlerimin önüne.

Ramazan Ayı içerisindeydi sanırım. O gün *****a Namazını Fatih’ de bulunan Yavuz Selim Camii’ nde eda etmeyi diledik. O tarihi güzelim camiinin şadırvan ve avlu kısmındaki bizi derinden yaralayan bakımsızlığını bir başka yazımıza bırakalım. Tarihi camilerin insana huzur veren mistik bir havası vardır. Sizleri bilmem ama bir Süleymaniye’ de, Sultanahmet’ te bulduğum huzuru ve ruh dinginliğini Kocatepe Camii’ nde bulamam.İşte huşû içinde ezanı beklerken bir yandan da vaaz veren hocayı dinliyorduk Bir anda camii’ nin içinde bir dalgalanma oldu. Ve vaazı veren imam konuşmasını keserek “Sayın Eski İçişleri Bakanımız şu anda aramızdalar” deyiverdi.

Güleyim mi, ağlayayım mı şaşırdım. Beni daha da şaşırtan ise “Eski Bakanın” da elini kalbinin üzerine götürerek cemaati selamlaması ve cemaatin ekserisinin de başlarını hafifçe öne eğerek buna mukabelede bulunmalarıydı. Bu tuhaf ve ucube görüntü bir kıssayı getirdi aklıma.

Kadı Beydâvi camiide padişaha yer ayrılmasına taraftar olmadığı için bir gün onun yerine oturur. Kendi yerinde Beydavi' yi gören padişah bu hale sinirlenir ve O' na çıkışır:
- Sen kim oluyorsunda bana ayrılan yere oturuyorsun? Kadı Beydavi:
- Senden iki gömlek daha üstün bir adamım.
- Nasıl üstün oluyorsun?
- Padişahım bundan sonra ne olacaksınız?
- Yeryüzünün hakimi...
- Daha sonra ne olacaksınız?
- Daha sonra ne olacak ki... Hiç.. Beydavi bu defa şöyle söyler: ”İşte ben şimdiden hiçim..”
…..
Muhtelif rivayetlere göre Erzurum’ da yaşanan bir *****a Namazı vakası ise şöyle. Namaz esnasında ısrarla çalan telefona tahammül edemeyen Hoca Efendi çareyi tedbirsiz cemaati ikaz etmekte buluyor…

- “Gul Eûzu Bi Rabbin nâs…” no’ ya bas gafil no’ ya bas !…






Bu haberin geldigi yer: Bozkurt NET
http://www.ulkuocagi.net

Bu haber icin adres:
http://www.ulkuocagi.net/modules.php?name=News&file=article&sid=2710