Bozkurt NET{ Bozkurt NET
  Tıklayın kayıtlı kullanıcı olun
Ana sayfa ::Hasabınız :: Forumlar :: Makaleler :: İndir :: İletişim :: KURALLAR
alt1 alt1 alt1
alt1 alt1
alt1
Atatürk
Başbug
Atsız´ın Mektupları
Bozkurt
Tarihte Türkler
Osmanlı Sultanları
3 Mayis
Türk İslam Ülküsü
Ülkücü Hareket
İslam
Türk Büyükleri
12 Eylül
Dokuz Işık
Kızıl Elma
Doğu Türkistan
Türk Dünyası
Şiirler ve Marşlar
Ülkücü Şehitler
Ülkücüye Mektuplar
Sorular ve Cevaplar
Komünizm
Videolar
Müzikler
Postakartı

alt1 alt1
alt1
 Haber :
 Haber Ekle
 Haber Arşivi
 Arama
 Konular
 Baskıya hazırla
 Üyeler :
 Hesabınız
 Günlük
 Üye Listesi
 Özel İletiler
 ICQ Servisi
 Servisler :
 Kur'an-ı Kerim Meali
 Resim Galerisi
 E-Kart
 Dosyalar
 Müzikli Postakartı
 Cep Melodileri
 İletişim :
 Forumlar
 Bozkurtlar 100
 Bize Ulaşın
 Bizi Önerin
 Dökümantasyon :
 Makaleler
 Fikir ve Tarih Dünyası
 Kısa Nükteler
 Şairler ve Şiirler
 İzlenimler
 Ansiklopedi
 Dosyalar
 Dosya Ekle
 Popüler
 İlk 10
 Bağlantılar
 

alt1 alt1
alt1

alt1 alt1
alt1

alt1 alt1
alt1
AB'YE HAYIR

alt1 alt1
alt1
Makaleler
·Meluncanlar ve Biz
·Türk Tarihi ve Türk Adı
·Amerikan Genç Hristiyanlar Cemiyeti (Y.M.C.A.) ve Amerikan Kolejleri
·SEVR YASALARI MECLİS’TEN GEÇİRİLEREK TÜRKİYE YENİ BİR KURTULUŞ SAVAŞINA BAŞLAMAK MECBURİYETİNDE BIRAKILDI!
·ABD, Alenî Bir Düşman Haline Gelmiştir!
·Dedelerimiz Oğuzlar Çıkmış Yola Aral Kıyısından
·Avrupa Birliğine neden hayır.. Jeopolitik Yaklaşım
·Noel Üzerine
·Gümrük Birliği Anlaşmasının Anayasanın Başlangıç Kısmına Aykırılığı -1-
·Siyasi Konjonktürde Irak Türkmenleri
·Gümrük Birliği Anlaşmasının Anayasanın Başlangıç Kısmına Aykırılığı -2-
·Kıbrıs'ın Türkiyesiz AB üyeliği mümkün mü?
·Avrupa Birliği ve Kıbrıs Konusu
·Internet mi, İnternet mi?
·DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK (Gaspıralı ve Türkistan)
·İSMAİL GASPIRALI'NIN FİKİRLERİ
·Türkler ve İslamiyet
·Alparslan Türkeş'in Din Anlayışı ve İslama Bakışı
·Gök Tanrı
·Şamanizm Meselesi
·Ruhban Okulu neden açılmamalı?
·Ruhban Okulu
·Çanakkale Savaşları
·Türk Kültüründe Nevruz ve Milli Birlik-Beraberlik
· Sovyetler Birliği’nin Çöküşü ve Yeni Rusya Çeçen Mücadelesi
·Türkçenin Anadil Olarak Dünyadaki Yeri
·Masonların Kirli İşleri
·Gümrük birliği mi; sömürge antlaşması mı?
·17 Ağustos 1999 Depremi ve gizlenen gerçekler

alt1 alt1
alt1

alt1 alt1
alt1

alt1
Bozkurt NET :: Başlığı Görüntüle - KÜRŞAD İHTİLALİ VE ÇİN!
  Link 1Ana sayfa | Link 2
Arama       


Bozkurt NET
Bozkurtların Yuvası
 

Forumlar Gruplar Gruplar Hesap Aç Oturum Aç  

  

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar İleti
reisim25
Özel Üye
Özel Üye



Kayıt: Mar 25, 2005
İletiler: 779
Şehir: TR

İletiTarih: Cum Tem 24, 2009 6:40 am    ileti konusu: KÜRŞAD İHTİLALİ VE ÇİN! Alıntıyla Cevap Gönder

Kürşad İhtilali!





Türklüğün yolunu açan Kürşad ihtilalini Kürşad; Çin’de (Kürşad; Göktürk devleti Kağanı Çuluk Kağan’ın küçük oğludur) 639 yılında yapmıştı!
Türk dünyada ki bir milyarı aşan nüfusu ile Kürşad İhtilalini kırk kişiyle yapacak gücünün farkına vardığı zaman, dünya yeniden yapılanacaktır.
Dünyayı avucunda sanan emperyalist ülkelerin, dünyanın avuçlarında olmadığını öğrenmeleri Türk gücünün dünyada bir tek bayrak ve bir tek yürekle birleşmeleriyle şaşkınlıklar krizine tutulabilecektir.
Ancak “kim isterse bir olunur”; sorusunun bir tek cevabı var: Türk!
Engel; emperyalist ülkeler, şahsi ve kısır çekişmelerimiz ve gene şahsi çıkarlarımız ve de gene aşırı kendimize güvenimiz.
Bir Türk’ü düşünün ki; dünyada daha temsilcisi, bütün Türk’leri kucaklayacak bir lideri yok!
Üzerinde ölü toprağı, başını menfaatine dayamış, yerde sere serpe uzanmış olarak yatan gövdesini kımıldatmaması şaşılacak bir iş!
Düşüncelerinde; dünyada kendisinden başkasının değer vermediği dünyalık makamı veya şahsi çıkarlarına eğildiği kadar Türklüğüne değer vermeyen Türk ülkelerini yönetenler, ayaklarının üzerinde daha dik durabilseler, doğrulurken belki bütün Türk Dünyasını da ayağa kaldıracaklardır!
Daha düne kadar Türkiye’de “Türk” demek, fişlenme hatta işkenceler görme sebebiydi.
Başbuğ Alparslan Türkeş’in; Nihal Atsız’ın, Türk ve Türkçülük yaptığı gerekçesiyle bu ülkede acı hatıralarını düşündükçe bugün geldiğimiz nokta Türk dünyası açısından bana daha fazla umut vermektedir.
Atatürk gibi bir büyük Türkçü bile bu ülkede yabancılaşmış uşaklarca Türk Milletine eksik, hatalı, kasıtlı yanlış değerlendirmelerle sunulmuş, İslam’a ve Türk’e karşı olduğu gibi bir izlenim verilmiştir.
Türklüğümüzü söylememiz, övünmemiz; bu ülkede bölücü olanların isteklerini söylemesinden daha zararlı sayılabilmiş ve ülke yöneticileri tarafından “Türklük” saldırılara uğramıştı.
Türkiye’de Türklüğe saldırılar emperyalist ülke propagandalarıyla ve motivasyonlarıyla temel bulabilmiştir; hala devam edebilmektedir. Kızıl ve liberal emperyalizm ara vermeden bu milletin zihnine “enternasyonalciliği” monte ederken Türkiye’de yaşayan diğer milletlere de kendi milliyetçilikleri konusunda moraller pompalamaya devam etmektedirler.
Türkiye’de azınlıklara verilen moral, Türkiye’nin bölünmesi için emperyalist ülkelerce kullanılan siyasi stratejileridir.
Daha geniş perspektiften bakıldığında Türk Dünyası’nın bir araya gelememesi de aynı taktik, aynı strateji ve oyunlarla yapılmaktadır!
2009 yılını idrak ettiğimiz şu günlerde ne yazık ki gene zulüm görüyoruz; kimden; Çin’den. Yer Doğu Türkistan; katledilen Türk!
Kürşad İhtilalinde Çin Sarayını basan sadece kır bir Türk vardı!
Hepsi şehit olmuş; en sona kadar direnen Kürşad da atının üzerinde şehit olmuş ama atından düşmemişti.
Çinliler bu saldırıdan korkarak bütün esir Göktürkleri serbest bıraktılar. Göktürkler, 682 yılında yeniden İlteriş Kağan ve Bilge Tonyukuk’la yeniden kuruldular!
Çin; Doğu Türkistan’da Türk’ü, bugün bir taraftan soykırıma reva görürken bir taraftan da Türkiye Türklere tehditlerini sürdürmektedir.
Çin’in elinde iki gücü vardır; dünya nüfusunun 1/5’ine sahip olmak; tek millet olmak özelliğini, sürdürebilmek! Çin bu gücünü tarihi felsefesini destekleyerek güçlendirmektedir; “bölerek parçalayıp-yutmak”, “düşman bildiklerini kendi aralarında savaştırmak” (Savaş Sanatı; Sun Tzu)
Dünyada Türk nüfusu ve gücü ile Çin’e yetecek miktardadır.
Ancak tek millet olma konusunda, siyasi zafiyetlerimiz konusunda almamız gereken yollar vardır!
Biz dün kırk kişinin yaptığı ihtilalı unutmadık; eminim ki Çinli’de unutmamıştır.
Tarih tekerrürden ibarettir!
Gücü Türk birliğinde aramak ne hayaldir, ne Türk birliği ütopyadır!
Yağmurlu bir gecede gene kırk Türk bulmak, bayram yerlerine giden çocukları bulmak kadar basit geliyor bana!
Ölümde bana; ceddimle ayuşunu açmış bekleyen Peygamberim’in muhterem, müşfik, aziz ve şehitlikten başka türlü erişilemez kucağında buluşmak kadar keyifli ve yumuşak ve muhteşem geliyor!
Diğer Türk düşmanları gibi Çinli de ölümden korkmayanlardan nasıl korkacaklarını bilirler, bilmeyenler de öğrenirler!

Tanrı Türkü Korusun!
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder
kadir45
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi



Kayıt: Jun 03, 2004
İletiler: 3100

İletiTarih: Cum Tem 24, 2009 9:50 am    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

Bir milleti ayakta tutan en büyük güç,sahip olduğu moral degerleridir.
Dini inançlar da bunu destekleyen ve pekiştiren değerlerdir.Neden?Çünkü;moral degerleri ancak yüksek ahlak yükseltir.Sefahatın,şehvetin peşinde koşan insanlar ve toplumlar ancak depresyon içinde bulunabilirler.Cinnetin pençesine düşerler.Eger din,senin moral degerlerini sıfırlamak,teslimiyetçi çizgiye taşımak ve koyunlaştırmak için kullanılıyorsa;orada doğru bir din yaşandığından şüphe etmek gerekir.BAĞIMSIZLIĞI OLMAYAN BİR MİLLETİN,NE MORAL DEGERİ,NE DİNİ,NE DE AHLAKI KALIR.
Sana ne kadar izin verilirse,dinini ancak o kadar yaşayabilirsin.Bu yüzden islam;vatan sevgisini iman ile eşdeger tutmuş;özgürlüğü olmayan insanlara Cuma namazını şart koşmamıştır.
Kürşad olayı öyle sıradan bir kahramanlık olayı degildir.Tarih de her milletin az ya da çok kahramanlık örnekleri vardır.Ama kürşad olayı bunlar ile kıyaslanmayacak derecede önemli bir kahramanlık olayıdır.Kürşad olayı,sayıların anlamını yitirdiği bir olaydır.Davasına inanmış bir avuç Türk ün karşısında,milyonlar,milyarlar eriyip gitmiş,sayısal keyfiyet ve üstünlük imha olmuş;bağımsızlık tutkusu emperyalizmi yenmiştir.
Harekatın ilk aşamasında çok uzun uğraşılardan sonra galip geldiklerini sananlar;öyle bir korku ve şaşkınlığın pencesine düşmüşlerdir ki;Türk ü esir edemeyeceklerini anlamışlar ve esaretlerine son vermek zorunda kalmışlardır.Sayısal olarak bu kadar küçük bir gücün;tarih de eşi benzeri olmayan bir harekat gerçekleştirdigini,ve bunun ;üstün ve yüce Türk Irkına nasip oldugunu görüyoruz.Napolyon un,yenildigi Türkler hakkındaki sözleri de bu düşünceleri pekiştirmekle kalmamış,harp taktiklerine;kuşatılan birlikler için mutlaka bir geri çekilme boşluğu bırakılması kuralı konulmuştur.Çünkü kuşatma altına alınan ve kaçış yolu bırakılmayan bir birlik in;kürşat olayını gerçekleşmesinden korkulmuştur hep.
Ama dangalak çinli,hem yaptığı seddi,hem de kürşad ı o kadar çabuk unutmuştur ki;Kore savaşında Türk birliğini kuşatmak gibi bir aptallığa bir kez daha düşmüş ama neticede büyük kayıplar vermiş ve rezil olmuştur!Kuşatma da yarılmıştır.İşte o gün Kore de şahlanan ruh;Kürşat ın ruhudur!
Bu kadar az bir güç ile bu işi işi başaran bir millet;bugün aynisini yapabilecek güçtedir.
Gazetelerin yorumlarında bazen okuyorum.Utanıp yerin dibine giriyorum.Şu adam müsveddesinin yazdığı yoruma bakın!Hürriyet den alıntı:
Alıntı:
TÜRK YOLUN SONUNA GELMİŞTİR.BUNDAN SONRA TÜRKİYE DE İSLAM YÜRÜYECEKTİR!"

Bu Türk ün,Türkçülüğün inkarıdır.
"çin çok güçlü,ya da abd çok güçlü,biz ne yapabiliriz ki?Bizden bir şey olmaz.Bu ordudan bişey olmaz.Bu paşalarla iyi ki harbe falan girmemişiz.Milleti ile harbeden dinsiz bir ordu"
bu,ve buna benzer cümlelerle,orduyu hedef alan açıklamalar,ergenekon adı yakıştırılan ve Türk ordusunu rezil etmeye yönelik çabalar hep bu moral degerlerini yok etmek için yapılmış planlı ,kasıtlı hareketlerdir.
Şimdi o gün Kürşat ın elindeki güce bakalım,bu gün Türk ordusunun sahip olduğu donanım ve güce.O gün 40 kişi ile yaptığımızı bu gün bu kadar asker ve donanım ile yapamaz olarak görüyorsak;bu iş bitmiş demektir.Adam dalga geçiyor.Kılıçları bileyip çin e akın mı yapacaksın!Evet akın yapacağım.Evet çin i tehdit edeceğim.Oradaki Türklere silah ve subay göndereceğim.Hiçbir şey yapamazsam,ölmeye hazır 41 Türk bulup,Çini basacağım!
Var mı bi diyeceğin?Kürşat o gün hesap kitap mı yaptı da bu ihtilalle girişti?Kürşat yağmur yagdığı için çiin kralının nahçeye çıkmayacağını bilmiyor muydu?Kürşat içerideki muhafız sayısını bilmiyor muydu?Sen çık bağır Çine.
De ki;
NE ÇABUK UNUTTUN YAPTIĞIN SEDDEYİ,NE ÇABUK UNUTTUN KÜRŞLAD I,NE ÇABUK UNUTTUN KUNURİYİ!
Bak bakalım nasıl eli ayağına dolaşacak şerefsizin!
Neden askerimizin başına çuval geçirildi?O gün o güçlerimiz şehit olsaydı;ne dağlıca olurdu,ne kürdistan açılımı ne de bilmem ne!
0 GÜN kÜRŞAT IN RUHUNU İNCİTEN,Kürşat ı utandıran TÜM SORUMLULARIN,;ALLAH BELALARINI VERSİN!İKİ CİHANDA TÜRK MİLLİYETÇİSİNİN ELLERİ yakalarındadır!Bu milletin onlara yedirip içirdikleri şeyler ve verdiği makamlar haram olsun!Yüce milletimizin iki eli de
YAKALARINDA,GIRTLAKLARINDADIR!
Bu rezalet lerden kurtulmanın iki yolu var.
1-Kaybettiğimiz Türklük bilincinin geri getirilmesi.Moral degerlerimizin yeniden inşaası.
2-Doğru islamı öğrenmek,öğretmek ve yaşamak!
E t ile tırnak gibi içiçe geçmiş iki kavramı birbirinden ayıranlar,ve bunu din adına yapanların canları kızıl tamuya!
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder E-Posta gönder
hilalugruna1
Amatör Üye
Amatör Üye



Kayıt: Apr 18, 2008
İletiler: 178
Şehir: ERGENEKON

İletiTarih: Cum Tem 24, 2009 12:41 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

KÜRSAT BASKININI INCELERSEK?

Kür Şad Baskını'nı sadece "romantik" bir eylem olarak görmek bu baskının hem karar veriliş, hem planlanış, hem de uygulanış aşamalarındaki fikri ve askeri düşünce ile kavrayışı gözden kaçırmak demektir. Bu da bizi "sonunu düşünen kahraman olamaz" noktasına getirir ki bu Kür Şad Baskını'nın mantığına aykırıdır. Tam aksine bu baskın "sonunu düşünen gerçek kahramanlar" tarafından yapılmıştır.

Bu baskını incelediğimizde karşımıza çıkan ilk nokta böyle bir harekete neden ihtiyaç duyulduğu sorusudur. Bu noktada verilecek cevapların tamamı ise "Türk'ün esir edilemez ruhuna" işaret edecektir. Öyle ki Kağan'ı, Kağan olabilecek Yabgusu ve akil kişilerinin çoğu Çin sarayında gözetim altında tutulan Göktürkler buna rağmen çıkış yolu aramaktan vazgeçmemiştir. Asırlardır hür yaşamış olan bir milletin Çin'de "istiklalsiz bir istikbal" yerine "istiklali olan bir istikbal" kurma düşüncesi elbette ki mizacının gereğidir. Bu noktada aranan çıkış yolları da "hür ve müstakil" bir devlet kurmak üzerinedir.

Karşımıza çıkan ikinci nokta ise Türk'ün "ilsiz", "devletsiz" ve "töresiz" mahzun kaldığıdır. Yurdundan uzakta başka memleketleri yurt edinmişlikleri olsa da hiçbir zaman zorunlu bir yurttaşlıktan yana olmamışlardır. Hele "devletsiz" kalmak Türk için "silahsız", "onursuz" ve "yalnız" kalmak demektir. O devir için de Türk'ün elinden "silahını", her devir için de "onurunu" alırsan ölüm fermanını imzalamışsın demektir. Buna tahammül hiçbir Türk'ün karakterinde yoktur.

Diğer bir husus bu harekâta karar verirken "beylerin" bir araya toplanması ve kararı "tartışarak" almalarıdır. Türk tarihinde "aksakallar" veya "ulular meclisi" olarak bilinen bu yapı bu zor günde de halkın yol göstericisi ve umudu olmuştur. Ortaya atılan fikirler ve çözüm önerileri incelenmiş, daha sonra oylamaya sunulmuş ve sonunda bir "mutabakat" sağlanmıştır. Bu mutabakat Türk meşveret meclislerinin karar alırken nasıl bir yol izlediğini de ortaya koymuştur.

Kararın alınması, yani mutlak mücadeleye ve harekâta karar verilmesinin ardından benimsenen temel ilke Hakanlık meselesi idi. Daha önce de dediğim gibi Türk "ilsiz", "devletsiz" ve "töresiz" olmaz. Evvelemirde il'e kavuşmak, daha sonra devlet'i kurmak için "törenin işaretince" bir "baş" gereklidir. Bu "baş", "il'i derleyip toparlayacak" bir "ilteriş" olacaktır. Bu noktada beyler Hakanlık konusunda esir Kağan'ın abisinin oğlu Kürşad'ı uygun görmüşlerdir. Zira Kür Şad sarayda esir değildir, cesurdur, fedakârdır ve akıllıdır. Bu harekâtı yönlendirebilecek ve ardından "il'i toplayıp", "devlet'i kurabilecek" bir isimdir.

Bu noktada Kür Şad'ın tavrı ise başlı başına bir inceleme konusudur. Özellikle koltuk savaşlarına, hâkimiyet mücadelelerine sahne olan o zamanın ve şimdinin "davalarına" baktığımızda Kür Şad herkese ders verebilecek niteliktedir. Kür Şad kendisine getirilen "mücadele" önerisine hiç düşünmeden evet demiştir. Zira Kür Şad'da hem "esaretten muzdarip bir Türk", hem "Kağan'ı esir düşmüş bir asker", hem de "bir önceki Kağan'ın oğlu" olmanın yükü ve sorumluluğu vardır. Lakin Kür Şad hareket başarıya ulaştıktan sonra "Hakan" olma isteğini reddetmiştir. Bu noktada karşımızdaki husus Kür Şad'daki yüksek "devlet idraki" ve "töre" bilincidir." Kür Şad bilmektedir ki devlet geleneğinde her ne kadar "devlet hanedanın ortak malıdır" fikri olsa da yönetici seçiminde öncelik "Kağan çocuklarına" verilmiştir. Bu noktada amcasının esir oğlu "Tung Yabgu" tahtın asıl sahibidir. O hayatta olduğu sürece tahta geçmek ve il'i toplamak onun hakkıdır. Kür Şad da amcasına ettiği gibi ona da itaat edecektir.

Burada belirtilmesi ve altı özellikle çizilmesi gereken husus "yüksek devlet idraki ve şuurudur". Nitekim amcası başta iken de Kür Şad kendisine uyarılarda bulunmuş lakin devletin başı o olduğu için emirlerine itaat etmiştir. Bu davranış "Hakanının yanlışını kendi doğrusundan üstün gören" Türk'ün anlayışıdır. Bu bilmeyenler veya idrak edemeyenler tarafından yanlış yorumlansa da devlet yönetiminde, özellikle Türk devletleri gibi bol hizipli ve çeşitli gurupların bulunduğu devletlerde, emirlere mutlak itaat devletin bekası için temel unsurdur. Aksi takdirde Hakan'ın otoritesinde oluşabilecek en küçük bir sarsıntı bolar arasında kıpırdanmalara yol açacak ve sınırda bekleyen Çin ve İran gibi devletleri harekete geçirecektir.

Baskının planlanması da yine aynı beceri ve ustalıkla yapılmış; önce ele geçen istihbarat değerlendirilmiş, ardından da bunun üzerine plan kurulmuştur. Bu noktada kişilerin sayısı ve bu kişilerin görevlerinin tam olarak ne olduğunu bilmesi önemlidir. Öyle ki Kür Şad bu konuda öncü olmuş ve seçilen yiğitleri bir bir görevlendirmiştir. Burada yiğitlerin adlarının sayılarak yoklama alınması da bizce sembolik ama askeri açıdan pratik bir uygulamadır. Zira bu tür baskınlarda kişi sayısı belirlenenden az veya fazla olmamalıdır. Eğer kişi sayısı az olursa gelmeyen kişilerin işleri diğerlerine bölüştürülmek zorunda kalacaktır ki bu hem manevra kabiliyetini etkileyecek hem de bir veya birden fazla kişinin daha çok yorulmasına sebep olacaktır. Kişi sayısı fazla olduğunda ise bu kişi organizasyonda herhangi bir görevle görevlendirilmediği için açıkta kalacak ve harekât anında diğerlerine köstek olabilecektir.

Pusunun ardından bekleme süreci, özellikle yağmur altında muhakkak ki zor geçmiştir. Lakin Kür Şad gibi bir askerin ve komutanın bu durumda da yiğitlerine hâkim olduğu şüphesizdir.

İmparatorun saraydan çıkmadığı haberinin gelmesinin ardından alınan sarayın basılma kararı ise bizlere "maceracı bir ruh hali" gibi gelse de aslında sadece tecrübeli bir komutanın verebileceği bir karardır. Kür Şad gibi bir kumandan ve yönetici durumu değerlendirmiş ve sonunda doğru olanın bu olduğunda karar kılmıştır. Zira bu harekât bu gece gerçekleştirilmezse bir kısım sakıncalar doğuracaktır. Bunlardan ilki bu olayın duyulması ile gerek Kara Kağan'ın, gerek oğlunun, gerekse Çin içlerinde ikamete zorlanan Türklerin üzerindeki baskının artacak olmasıdır. İkinci sakıncası; bu gece ertelenen böyle bir planın yeninden çizilmesinin uzun zaman alacak olmasıdır ki bu "istihbarat ağlarının onlardan ve örgütlenmelerinden haberdar olmasına" yol açacaktır.

Kür Şad bütün bunları düşünüp tarttıktan ve "atılan taşın ürkütülen kurbağaya değip değmediğini" inceledikten sonra kararını vermiştir. Bu karar sonucunda harekâtın başarılı olması mutlaktır. İmparator esir alınabilirse zaten istenen sağlanmış olacaktır. Eğer alınamaz ve hiç biri sağ salim dönmese de yine istenen sağlanmış olacaktır. Zira hem imparatoru kaçırabilecek kadar usta insanlar, hem de saraya kadar girebilecek cesur kişiler düşman için korkulacak bir unsurdur. Millet için ise hala gücünün yerinde olduğunu gösteren bir durumdur. Bu düşmanın içindeki korkuyu diriltirken, millete de mücadele için ışık olacaktır.

Nitekim olmuştur da.

Ayrica kadir abinin su cümlelerine ,de katilmamamk mümkün degil,""Bir milleti ayakta tutan en büyük güç,sahip olduğu moral degerleridir.
Dini inançlar da bunu destekleyen ve pekiştiren değerlerdir.Neden?Çünkü;moral degerleri ancak yüksek ahlak yükseltir.Sefahatın,şehvetin peşinde koşan insanlar ve toplumlar ancak depresyon içinde bulunabilirler.Cinnetin pençesine düşerler.Eger din,senin moral degerlerini sıfırlamak,teslimiyetçi çizgiye taşımak ve koyunlaştırmak için kullanılıyorsa;orada doğru bir din yaşandığından şüphe etmek gerekir.BAĞIMSIZLIĞI OLMAYAN BİR MİLLETİN,NE MORAL DEGERİ,NE DİNİ,NE DE AHLAKI KALIR."" ve islam dini gerektigi gibi dogru alginabilseydi bugün birtakim kafalar cikip TÜRK YOLUN SONUNA GELMİŞTİR.BUNDAN SONRA TÜRKİYE DE İSLAM YÜRÜYECEKTİR!"
gibi aciz ,gaflet,dalalet ihanet dolu tehlikeli sözler sarfetmezlerdi.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
hilalugruna1
Amatör Üye
Amatör Üye



Kayıt: Apr 18, 2008
İletiler: 178
Şehir: ERGENEKON

İletiTarih: Pzr Tem 26, 2009 11:30 pm    ileti konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

VE KÜRSAT ÖLDÜ?

Kürşad yere düşmüş.. Kanlar içinde.. Yüzlerce, binlerce Çin uğrusu kan kokusundan sarhoş olmuşçasına ellerindeki sopalarla yerdeki bedene vuruyorlar.. Kürşad yere düşmüş kanlar içinde? Üzerine yağmur gibi yağan sopaları hissetmiyor... Bütün kemikleri parçalanmış?...

Kaburgaları ciğerine batmış...Gökyüzüne bakıyor... Ayı arıyor? Buluyor.. Dolunay var... Bir an ayın üçe bölündüğünü görür gibi oluyor... Bir sopa kanla dolmuş gözlerine iniyor?

Bir haftadır Doğu Türkistan?da vahşet var. Çinliler ordu ve polisin de yardımıyla Türk avına çıkmışlar... Ölü, yaralı, tutuklu sayısı bilinmiyor... Türkiye'den ses yok... Belki de Türkiye'de Türk yok...Burada da Türk avına çıkılmış... Asker avlıyorlar... Demokrasi adına... Av var.. Bütün dünya Türk avlıyor.

Geçen hafta Kerkük?te bomba patladı... 458 Türk öldü... Türkiye'den ses yok... Belki de Türkiye'de Türk yok... Sokaklarda insanlar kendi halinde. Yarışma programları devam ediyor. Pazarlama programları da... Nohut tüccarları memnun... Nohut yiyenler de...

Mayınlar patlıyor, Türk askerleri ölüyor, yaralanıyor... Türkiye?den ses yok... Belki de Türkiye'de Türk yok... Mehmedim, Mehmetçik, Mehmetcan, Mehmetkurban, parçalanmış kolunu,bacağını arıyor...Gözlerini arıyor...Türkiye'den ses yo...?Belki de Türkiye'de Türk yok...Dizi filmlerde bozuk, iğrenç aksanlı insanlar patlak gözleriyle kurşun sıkıyorlar...Kurşun Mehmedime değiyor... Bir soytarı güvercin kanadına yüklüyor barışı... Nohutçular çekirdek çitleyerek seyrediyorlar...

Bir Ermeni toprak bütünlüğünü tanımıyor. Terör ve kanla boyuyor Türkün yaşadığı her coğrafyayı... Türkiye'den ses yok... Belki de Türkiye'de Türk yok... Sınır açılsın ticaret yapacağız diyor iğrenç aksanlı bir adam...Akşam otellerde ucuz parfüm kokusu ve loş ışıklar altında pazarlıyor mallarını...

Birkaç hain taraf olmuş Türk ordusuna saldırıyor... Türkiye'den ses yok... Belki de Türkiye'de Türk yok... Türk ordusunu, peygamber ocağını, peygamberi olmayanlar parçalamaya çalışıyor... Seyirciler kendi oğullarının çarpışıp şehit düştüğü ordunun arkasında duramıyorlar... sırıtarak anlamsızca izliyorlar bu adı konulmuş katliamı...

Doğu Türkistanlı ağlayarak konuşuyor... Türkçe konuşuyor... İki camimizi yakıp yıktılar Urumçi de diyor,500'den fazla Müslüman Türk öldürüldü diyor, 6000 Türk tutuklandı diyor...Onları idam edecekler diyor...Türkiye acilen destek olmalı diyor... Türkiye'den ses yok... Belki de Türkiye'de Türk yok... Nohutçular anlamıyorlar konuşulanları Biri sırıtarak diğerine; Urumçi... Urum diyor bu, Urum... Gâvurdur, gâvur... Boş ver... Boş veriyorlar... Yalnız Araplar için ağlıyor kendi kardeşine kör bakan gözleri...

Hiç kimse ağlamıyor onlara? Her kes kendi filmini seyrediyor... Tiyatro sahnesi olmuş ülke... Her kes kendi oyununu sahneliyor... Türk diz üstü çöktürülmüş kafası kesilmek isteniyor... Türkiye'den ses yok? Belki de Türkiye'de Türk yok... Yüreği yanıyor birilerinin... Yazmaya çalışıyor feryatlarını... Türkiye okumuyor...

Kürşad yere düşmüş... Kanlar içinde... Yüzlerce, binlerce Çin uğrusu kan kokusundan sarhoş olmuşçasına ellerindeki sopalarla yerdeki bedene vuruyorlar... Kürşad yere düşmüş kanlar içinde... Üzerine yağmur gibi yağan sopaları hissetmiyor... Bütün kemikleri parçalanmış... Kaburgaları ciğerine batmış... Gökyüzüne bakıyor... Ayı arıyor... Buluyor... Dolunay var... Bir an ayın üçe bölündüğünü görür gibi oluyor... Bir sopa kanla dolmuş gözlerine iniyor...

Alinti

cokk üzgünüz ancak sadece üzgün, ne kadar hazin ve düsündürücüdürki filistin icin meydanlara dökülen kalabaliktan hic kimseden ses yok bu kalabaliklar ,sivil toplum örgütleri ve hatta bizim ülkücü camiaamiz icindekiler bile kendi teskilatlarimizi elestirerek insan olarak müslüman olarak biz neden tepki göstermiyoruz deniliyordu ,yurtdisindaki bazi ülküdaslarimiz milli görüscülerin ,süleymancilarin,nurcularin düzenlemis olduklari filistin icin protesto gösterilerine candan katildilar simdi bu cemaatlar gruplar insan ve müslümaniz derken irka göremi müslümanliklarini sergiliyorlar diye adama sorarlar ve hic kimse TÜRK MILLIYETCILERINE ;MILLIYETCI HAREKET PARTIZINE kalkipta asla fasiztler,irkcilar deme hakkina sahip degildir zira kimlerin irkci ,fasizt oldugu cok acik ve net görülüyor.
Bedeli cok agir ama insallah Dogu Türkistanda yasanan bu son olaylar soydaslarimizin özgürlüklerine kavusmalarinin sancilaridir belkide,bu acilarin dehset iskence ile dolu ölümlerin sonu tutsaklik esaret olmamali olmaz, ÖZGÜRLÜGÜN müjdesi olur insllah.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel ileti gönder
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

  


 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizisilemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB

alt1
1998-2007 Bozkurt NET
alt1
1998-2010 BOZKURT NET
--------------------------------------
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.
alt1